Bıçak taşımak, Türk hukukunda her durumda ve her bıçak türü bakımından doğrudan suç olarak kabul edilmez. Hukuki değerlendirmede bıçağın niteliği, yapılış amacı, taşınma nedeni, bulunduğu yer ve somut olayın koşulları birlikte dikkate alınır. Özellikle 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamında yasaklanan bıçak ve aletlerin taşınması cezai sorumluluk doğurabilirken günlük yaşamda veya mesleki faaliyetlerde kullanılan bıçaklar bakımından farklı bir değerlendirme yapılması gerekir.
Bu nedenle “bıçak taşımak suç mudur?” sorusuna yalnızca bıçağın uzunluğuna veya kişinin üzerinde bıçak bulunmasına bakılarak cevap verilmesi hukuken doğru değildir. Bıçağın saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli olup olmadığı, 6136 sayılı Kanun kapsamında yasaklanan aletlerden sayılıp sayılmadığı ve kişinin bıçağı hangi koşullarda taşıdığı önem taşır. Ayrıca bıçağın tehdit, yaralama veya başka bir suçun işlenmesinde kullanılması hâlinde Türk Ceza Kanunu kapsamında ayrıca cezai sorumluluk gündeme gelebilir.
Bıçak Taşıma Kuralları ve Önemli Noktalar
Türk hukukunda bütün kesici aletlerin taşınmasını kapsayan genel ve mutlak bir “bıçak taşıma yasağı” bulunmamaktadır. Bunun yerine 6136 sayılı Kanun belirli nitelikteki bıçak ve aletlerin taşınmasını, bulundurulmasını, satın alınmasını veya satılmasını sınırlandırırken; günlük veya mesleki kullanım amacıyla üretilen araçlar bakımından bıçağın niteliği ve taşınma amacı önem kazanır.
Örneğin mesleği gereği kesici alet kullanması gereken bir kişinin işinde kullandığı bıçak ile saldırı veya savunma amacıyla üzerinde taşınan ve 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliğe sahip bir bıçak aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulmaz. Ancak günlük kullanım amacı bulunan bir bıçağın tehdit, yaralama veya kamu güvenliğini tehlikeye düşürecek bir olay içerisinde kullanılması durumunda bıçağın başlangıçtaki kullanım amacı tek başına cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Bıçak taşıma konusunda değerlendirme yapılırken özellikle şu hususlar önem taşır:
- Bıçağın 6136 sayılı Kanun kapsamında yasaklanan bıçak veya aletlerden olup olmadığı.
- Bıçağın yapısı ve esas kullanım amacının saldırı veya savunmaya elverişli olup olmadığı.
- Bıçağın kişinin üzerinde, araçta veya başka bir yerde hangi amaçla bulundurulduğu.
- Taşımanın mesleki, sportif veya günlük kullanım bakımından makul bir gerekçesinin bulunup bulunmadığı.
- Bıçağın tehdit, yaralama veya başka bir suç kapsamında kullanılıp kullanılmadığı.
- Bıçağın ele geçirildiği yer ve somut olayın diğer koşulları.
Dolayısıyla yalnızca kişinin üzerinde kesici bir alet bulunması üzerinden suç oluştuğu sonucuna varılması her durumda doğru değildir. Bıçağın teknik özellikleri ile birlikte taşınma biçimi ve olayın koşulları değerlendirilerek hangi kanun hükümlerinin uygulanacağı belirlenir.
Taşınması Yasak Bıçaklar Hangileridir?
6136 sayılı Kanun, saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bazı bıçak ve benzeri aletleri yasak kapsamına almaktadır. Kanunda sayılan veya nitelikleri itibarıyla bu kapsama giren aletlerin taşınması, yalnızca kişinin bunları fiilen başka bir suçta kullanması hâlinde değil, kanundaki şartların oluşması durumunda tek başına da cezai sorumluluk doğurabilir.
6136 sayılı Kanun bakımından özellikle yasak kapsamında değerlendirilebilen bıçak ve aletler arasında şunlar yer alır:
- Kama.
- Hançer.
- Saldırma.
- Şişli baston.
- Sustalı çakı.
- Pala.
- Kılıç.
- Kasatura.
- Süngü.
- Sivri uçlu ve oluklu bıçaklar.
- Muşta.
- Salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel nitelikte üretilmiş benzeri aletler.
Bir bıçağın ticari adının farklı olması, tek başına 6136 sayılı Kanun kapsamı dışında olduğu anlamına gelmez. Uyuşmazlık hâlinde aletin fiziksel ve teknik özelliklerinin incelenmesi gerekebilir; gerektiğinde bilirkişi veya kriminal inceleme sonucunda bıçağın kanunda yasaklanan niteliklere sahip olup olmadığı değerlendirilir.
Bu nedenle özellikle “av bıçağı”, “taktik bıçak”, “kamp bıçağı” veya benzeri ticari isimler tek başına hukuki nitelendirmeyi belirlemez. Ceza hukuku bakımından esas olan, somut aletin teknik özelliklerinin ve olayın koşullarının ilgili kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesidir.
Bıçak Taşımanın Suç Olduğu Durumlar
Bıçak taşımanın suç oluşturup oluşturmadığı değerlendirilirken ilk olarak taşınan aletin 6136 sayılı Kanun kapsamında yasaklanan bıçak veya benzeri aletlerden olup olmadığı belirlenmelidir. Kanun kapsamında taşınması yasak olan bir bıçağın ruhsatsız ve hukuka aykırı biçimde taşınması, bıçağın ayrıca bir kişiye karşı kullanılmamış olması durumunda dahi cezai sorumluluk doğurabilir.
Bunun yanında esas kullanım amacı günlük hayat, meslek veya belirli bir faaliyet olan bir kesici aletin bulunması ile saldırı ve savunma amacıyla özel olarak üretilmiş bir bıçağın taşınması birbirinden ayrılmalıdır. Örneğin mutfak bıçağı esas itibarıyla yemek hazırlamak amacıyla üretilen bir araçtır. Bu nedenle “üzerinde mutfak bıçağı bulunan herkes 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçunu işlemiştir” şeklinde genel bir sonuca varılamaz.
Ancak mutfak bıçağı veya normal şartlarda yasak kapsamında bulunmayan başka bir kesici aletin bir kişiyi tehdit etmek, yaralamak veya başka bir suç işlemek amacıyla kullanılması farklıdır. Böyle bir durumda somut fiile göre kasten yaralama, tehdit, yağma veya diğer suç tipleri gündeme gelebilir ve bıçağın suçta kullanılması Türk Ceza Kanunu bakımından ayrıca önem taşıyabilir.
Bu nedenle bıçakla ilgili ceza soruşturmalarında “bıçağın kaç santimetre olduğu” kadar, hatta çoğu durumda bundan daha önemli olan mesele; bıçağın ne olduğu, neden taşındığı, nerede ele geçirildiği ve olay sırasında nasıl kullanıldığıdır.
Taşınması Yasak Olmayan Bıçaklar
Günlük yaşamda, mesleki faaliyetlerde, tarımda, mutfakta, avcılıkta veya benzeri meşru faaliyetlerde kullanılmak amacıyla üretilen her bıçak 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak bıçak olarak değerlendirilmez. Kanunun sistematiğinde özellikle saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak üretilmiş aletler ile belirli isim ve niteliklere sahip bıçaklar bakımından yasaklama öngörülmektedir.
Mutfak bıçakları, belirli işlerde kullanılan mesleki kesici araçlar ve günlük kullanım amacı taşıyan bazı çakı türleri bu nedenle somut özellikleri incelenmeden doğrudan “yasak silah” olarak nitelendirilemez. Bununla birlikte bir ürünün satıcı veya üretici tarafından “kamp bıçağı”, “av bıçağı” ya da “çakı” şeklinde adlandırılması hukuki açıdan kesin bir güvence sağlamaz; somut aletin özellikleri esas alınır.
Ayrıca taşınması kendi başına 6136 sayılı Kanun kapsamında suç oluşturmayan bir bıçağın başka bir suçta kullanılması cezai sorumluluk doğurabilir. Örneğin günlük kullanım amacıyla üretilmiş bir bıçağın bir kişiyi yaralamak veya tehdit etmek amacıyla kullanılması durumunda eylem Türk Ceza Kanunu’nun ilgili suç hükümleri kapsamında değerlendirilir.
6136 Sayılı Kanun ve Bıçak Taşımanın Cezası 2026
6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun, ateşli silahların yanı sıra belirli nitelikteki bıçak ve diğer aletlerin taşınması ve bulundurulmasına ilişkin cezai hükümler de içermektedir. 2026 yılı itibarıyla bıçak taşımanın cezai sonuçları değerlendirilirken öncelikle ele geçirilen bıçağın 6136 sayılı Kanun kapsamında yasaklanan aletlerden olup olmadığı belirlenmelidir.
6136 sayılı Kanun’un 4. maddesinde kama, hançer, saldırma, şişli baston, sustalı çakı, pala, kılıç, kasatura, süngü, sivri uçlu ve oluklu bıçaklar ile salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel nitelikteki benzeri aletler bakımından yasaklayıcı düzenlemeler bulunmaktadır. Bu kapsama giren bıçak ve aletlere ilişkin hukuka aykırı taşıma veya bulundurma fiilleri, Kanun’un 15. maddesi kapsamında cezai yaptırıma bağlanmıştır.
Bununla birlikte “bıçak taşımanın cezası” her olay bakımından tek ve değişmez bir yaptırım şeklinde değerlendirilmemelidir. Ele geçirilen aletin türü ve niteliği, sayısı, olayın gerçekleşme biçimi ve ilgili kanun maddesinin hangi hükmünün uygulanacağı sonuç cezanın belirlenmesinde önem taşır. Suç konusu bıçak veya aletlerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması hâlinde daha ağır hukuki sonuçlar gündeme gelebilir.
Ayrıca 6136 sayılı Kanun’a muhalefet ile bıçağın başka bir suçun işlenmesinde kullanılması birbirinden ayrılmalıdır. Örneğin yasak niteliğindeki bir bıçağın taşınması 6136 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilirken aynı bıçağın tehdit, kasten yaralama veya başka bir suçta kullanılması durumunda Türk Ceza Kanunu kapsamında ayrıca cezai sorumluluk ortaya çıkabilir. Bu nedenle somut olayda birden fazla suç tipi bakımından hukuki değerlendirme yapılması gerekebilir.
6136 Sayılı Yasaya Muhalefet Suçlarında Şikayet Süresi
6136 sayılı Kanun kapsamında yasak bıçak taşıma veya bulundurmaya ilişkin suçlar şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcılığı ve kolluk makamları suç şüphesinin öğrenilmesi üzerine, bir kişinin ayrıca şikâyette bulunması şartı aranmaksızın soruşturma işlemlerini yürütebilir.
Bu nedenle şikâyete bağlı suçlarda uygulanan altı aylık şikâyet süresi bu suçlar bakımından soruşturmanın başlatılmasının ön koşulu değildir. Aynı şekilde bir kişinin şikâyetinden vazgeçmesi de kamu adına yürütülen soruşturmanın kendiliğinden sona ermesine yol açmaz.
Bununla birlikte şikâyet süresinin bulunmaması, suçun süresiz olarak soruşturulabileceği anlamına gelmez. Ceza hukukunda öngörülen dava zamanaşımı hükümleri 6136 sayılı Kanun kapsamındaki suçlar bakımından da dikkate alınır. Uygulanacak zamanaşımı süresi ise somut olayda isnat edilen fiil ve ilgili suç için öngörülen ceza üzerinden belirlenir.
Cezanın Ertelenmesi ve Adli Para Cezasına Çevrilmesi
6136 sayılı Kanun kapsamında mahkûmiyet kararı verilmesi durumunda cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümler ayrıca değerlendirilir. Mahkemenin belirlediği sonuç ceza, failin daha önceki mahkûmiyetleri ve Türk Ceza Kanunu’nda aranan diğer şartlar; hapis cezasının ertelenmesi veya seçenek yaptırımların uygulanması bakımından önem taşır.
Kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi, Türk Ceza Kanunu’nun seçenek yaptırımlara ilişkin hükümleri kapsamında değerlendirilebilir. Ancak 6136 sayılı Kanun kapsamında verilen her hapis cezasının kendiliğinden adli para cezasına çevrileceği söylenemez. Verilen cezanın niteliği ve miktarı ile somut olayın koşulları birlikte değerlendirilmelidir.
Hapis cezasının ertelenmesi de otomatik olarak uygulanan bir kurum değildir. Mahkeme, kanunda belirtilen ceza sınırının yanı sıra sanığın geçmişini ve yeniden suç işleyip işlemeyeceği konusunda oluşan kanaati de ilgili kanuni şartlar çerçevesinde değerlendirir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ise hapis cezasının ertelenmesi veya adli para cezasına çevrilmesinden farklı bir ceza muhakemesi kurumudur. HAGB’nin uygulanabilmesi için Ceza Muhakemesi Kanunu’nda 2026 itibarıyla geçerli olan şartların somut olayda bulunması gerekir. Bu nedenle kişinin daha önce suç işlememiş olması tek başına “kesinlikle HAGB uygulanacağı” anlamına gelmez.
Kaç Cm Bıçak Taşımak Yasaktır?
Türk hukukunda bıçak taşıma yasağını doğrudan bıçağın santimetre cinsinden uzunluğuna bağlayan genel bir kural bulunmamaktadır. Bu nedenle internette sıklıkla karşılaşılan “6 cm’ye kadar serbest”, “7 cm üzeri yasak” veya “10 cm’yi geçerse suç” şeklindeki ifadeler, 6136 sayılı Kanun bakımından genel bir hukuk kuralı olarak kabul edilemez.
Bıçağın uzunluğu somut değerlendirmede fiziksel özelliklerden biri olabilir; ancak tek başına suçun oluşup oluşmadığını belirlemez. Esas olarak bıçağın türü, teknik yapısı, 6136 sayılı Kanun’da yasaklanan aletlerden olup olmadığı, yapılış amacı ve somut olayda hangi koşullarda taşındığı değerlendirilir.
Bu nedenle kısa bir bıçağın her durumda taşınmasının serbest olduğu söylenemeyeceği gibi uzun namlulu bir kesici aletin bulunması da tek başına 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçunun oluştuğunu göstermeyebilir. Örneğin mesleki faaliyet nedeniyle kullanılan bir kesici alet ile salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak üretilmiş bir bıçağın hukuki niteliği birbirinden farklıdır.
Ele geçirilen bıçağın yasak niteliği konusunda tereddüt bulunması hâlinde aletin teknik özelliklerinin incelenmesi gerekebilir. Ceza soruşturması ve kovuşturmasında yapılacak değerlendirme yalnızca bıçağın uzunluğuna değil, aletin bütün özelliklerine ve somut olayın koşullarına dayanmalıdır.
Bıçak Taşıma Suçunda Avukat Desteğinin Önemi!
Bıçak taşıma nedeniyle başlatılan bir soruşturma veya kovuşturmada hukuki değerlendirme yalnızca kişinin üzerinde bıçak bulunup bulunmadığı üzerinden yapılmaz. Ele geçirilen aletin 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliğinde olup olmadığı, nerede ve hangi amaçla taşındığı, olayın gerçekleşme şekli ve bıçağın başka bir suçta kullanılıp kullanılmadığı birlikte değerlendirilir. Bu nedenle dosyanın başlangıç aşamasından itibaren doğru hukuki nitelendirmenin yapılması önemlidir.
Özellikle ele geçirilen bıçağın yasak niteliğinde olup olmadığı tartışmalı ise teknik inceleme ve bilirkişi değerlendirmeleri dosyanın sonucunu etkileyebilir. Bıçağın günlük veya mesleki kullanım amacı taşıması, olay sırasında nasıl bulunduğu ve kişinin taşıma gerekçesine ilişkin deliller de savunmanın oluşturulmasında dikkate alınabilecek hususlardır. Ceza avukatı, soruşturma dosyasındaki delilleri ve isnat edilen fiili inceleyerek 6136 sayılı Kanun veya Türk Ceza Kanunu kapsamında cezai sorumluluk doğup doğmadığını somut olay özelinde değerlendirebilir.
Mahkûmiyet ihtimalinin bulunduğu dosyalarda ise uygulanabilecek cezanın belirlenmesi kadar cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümler de önem taşır. Kanuni şartların bulunması hâlinde HAGB, hapis cezasının ertelenmesi veya kısa süreli hapis cezasına ilişkin seçenek yaptırımlar gibi kurumların uygulanabilirliği ayrıca değerlendirilir. Ancak bu kurumların hiçbiri her sanık veya her bıçak taşıma dosyası bakımından otomatik olarak uygulanmaz.
Bıçak taşıma fiiline tehdit, kasten yaralama veya başka bir suç isnadının eşlik ettiği durumlarda hukuki değerlendirme daha kapsamlı hâle gelebilir. Böyle bir dosyada 6136 sayılı Kanun’a aykırılığın yanı sıra Türk Ceza Kanunu kapsamında ileri sürülen suçlamaların unsurları ve bıçağın suçta kullanılmasının hukuki sonuçları ayrı ayrı incelenmelidir. Bu nedenle savunmanın dosyanın tamamı değerlendirilerek hazırlanması, kişinin cezai sorumluluğunun ve uygulanabilecek hükümlerin doğru belirlenmesi açısından önem taşır.
Kendini Korumak İçin Bıçak Taşımak Suç Mudur?
Bir kişinin bıçağı “kendimi korumak için taşıyorum” şeklinde açıklaması, 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak olan bir bıçağın taşınmasını kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez. Aksine aletin saldırı veya savunma amacıyla taşındığının açıkça belirtilmesi, bıçağın niteliğiyle birlikte hukuki değerlendirmede dikkate alınabilir. Meşru savunma ise kişinin önceden silah taşımasına genel bir izin veren kurum değil, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhakkak haksız bir saldırıya karşı somut olay sırasında yapılan savunmanın hukuka uygunluğuna ilişkin bir ceza hukuku kurumudur.
18 Yaş Altı Bıçak Taşımanın Cezası Nedir?
18 yaşından küçük bir kişinin yasak niteliğindeki bıçağı taşıması, fiilin hukuka aykırılığını tek başına ortadan kaldırmaz; ancak çocukların ceza sorumluluğu yetişkinlerden farklı kurallara tabidir. Türk Ceza Kanunu’nun yaş küçüklüğüne ilişkin hükümleri kapsamında çocuğun yaşı ve özellikle belirli yaş gruplarında fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği değerlendirilir. Bu nedenle 18 yaş altındaki herkes için uygulanabilecek tek bir “bıçak taşıma cezasından” söz etmek hukuken doğru değildir.
Arabada Bıçak Taşımak Yasak Mıdır?
Bir bıçağın kişinin üzerinde değil otomobilde bulunması, 6136 sayılı Kanun bakımından otomatik olarak hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Araçta ele geçirilen bıçağın türü ve niteliği, araç içerisinde nerede bulunduğu, kişinin bıçağı hangi amaçla bulundurduğu ve somut olayın diğer koşulları birlikte değerlendirilir. Özellikle 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliğindeki bir aletin araçta taşınması hâlinde “üzerimde değildi” savunması tek başına cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
AVM’lere Bıçak İle Girilir Mi?
AVM gibi özel güvenlik tedbirlerinin uygulandığı alanlarda bıçak veya başka bir kesici aletle giriş, hem aletin hukuki niteliği hem de ilgili alanın güvenlik kuralları bakımından sorun oluşturabilir. 6136 sayılı Kanun kapsamında taşınması yasak olan bir bıçak bakımından cezai sorumluluk ayrıca gündeme gelebilir; kanun kapsamında yasak olmayan bir kesici aletin ise AVM’nin güvenlik kuralları nedeniyle içeri alınmaması mümkündür. Dolayısıyla “yasak bıçak taşımıyorum, AVM’ye mutlaka girebilirim” şeklinde bir sonuç çıkarılmamalıdır.
Bıçak Taşımak İçin Ruhsat Gerekir Mi?
Bıçaklar bakımından ateşli silahlardaki taşıma ruhsatına benzer şekilde, yasak bir bıçağı kişisel savunma amacıyla taşımayı genel olarak hukuka uygun hâle getiren bir “bıçak taşıma ruhsatı” sistemi bulunmamaktadır. 6136 sayılı Kanun kapsamında taşınması yasaklanan bıçakların “ruhsat alınarak” günlük şekilde taşınabileceği düşüncesi bu nedenle doğru değildir. Mesleki veya belirli faaliyetlerde kullanılan kesici araçlar ise kendi nitelikleri ve kullanım koşulları çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.
Polis Bıçağa El Koyabilir Mi?
Kolluk görevlileri, yürütülen bir adli işlem kapsamında suçta kullanıldığı veya suçun konusu olduğu değerlendirilen bıçağa mevzuatta öngörülen şartların bulunması hâlinde el koyabilir. Ele geçirilen bıçağın 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi için inceleme yapılması da gerekebilir. El koymanın hukuka uygunluğu ve bıçağın daha sonra müsadere edilip edilmeyeceği ise somut olayın koşulları ve ilgili ceza muhakemesi hükümleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.
Hangi Bıçaklar Silah Sayılır?
Türk Ceza Kanunu bakımından “silah” kavramı yalnızca ateşli silahlardan ibaret değildir. TCK m. 6 kapsamında saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet silah kapsamında değerlendirilebildiği gibi, saldırı ve savunma amacıyla yapılmamış olsa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler de somut olayda silah niteliği kazanabilir. Bu nedenle bir mutfak bıçağının 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak bıçak olmaması, bir yaralama veya tehdit olayında TCK bakımından “silah” olarak değerlendirilemeyeceği anlamına gelmez.
2026 Yılında Bıçak Çekmenin Cezası Nedir?
“Bıçak çekmek” Türk Ceza Kanunu’nda bu adla düzenlenmiş bağımsız bir suç değildir; ceza, bıçağın hangi davranış kapsamında kullanıldığına göre belirlenir. Bir kişiye korkutma amacıyla bıçak gösterilmesi somut olayda silahla tehdit suçunu, bıçakla fiziksel saldırıda bulunulması ise meydana gelen sonuca göre silahla kasten yaralama veya daha ağır bir suçu gündeme getirebilir. Ayrıca kullanılan bıçak 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak bir aletse bu kanundan kaynaklanan cezai sorumluluğun da ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.
Hangi Bıçaklar 6136 Sayılı Kanuna Girer?
6136 sayılı Kanun kapsamında özellikle kama, hançer, saldırma, şişli baston, sustalı çakı, pala, kılıç, kasatura, süngü, sivri uçlu ve oluklu bıçaklar ile salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel nitelikte üretilmiş benzeri aletler değerlendirilir. Ancak bir bıçağın yalnızca görünüşüne veya piyasadaki ticari adına bakılarak kesin biçimde 6136 sayılı Kanun kapsamına girdiği sonucuna varılmamalıdır. Somut olayda bıçağın teknik özelliklerinin incelenmesi ve gerektiğinde uzman incelemesi yapılması, aletin hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi açısından önem taşır.



